Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | İletişim |                                                                                      

HABER ARA


Gelişmiş Arama

EN ÇOK OKUNANLAR

SAKO MAHALESİNDE OYNANAN ÇOCUK OYUNLARI

SAKO MAHALESİNDE OYNANAN ÇOCUK OYUNLARI

Kategori  Kategori : MUSTAFA PAŞA MAHALLESİ ( SAKO - SEKO )
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 1152
Tarih  Tarih : 05 Aralık 2010, 01:33

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

SAKO MAHALESİNDE OYNANAN ÇOCUK OYUNLARI

 

Bir  zamanlar  mahallede,   Memi,Aşuğ,Kiremit  topu,Çelik  cubuk,  Köroğlu  kaleden çıktı,Güvercin taklası,Mozik,Kıç kıç, Cevize para, Kuyular, Uzun eşek, Kör ebe,Mamın elle, Mılla Potik,Yes Yes  gibi oyunlar büyük bir heyacan içerisinde zevkle ve iddalı oynanırdı, bunların yanı sıra tehlikeli bir oyun olan karpit patlatma oyunuda oynanırdı.

Elazığ'la ilgili bu güne kadar yayınlanan kitaplarda çeşitli oyunlar belirtilmiş olup bunların çoğu mahallede oynanmaktaydı. Ancak ben sadece Sako mahallede oyanmış olan oyunları geniş olarak anlatıp,diğerlerini de kısaca yazarak hatırlatmak istedim.

Oyunlar  uygun  mekanlarda,genellikle  mahallenin  düz  alanlarında  veya  sokak  aralarında oynanırdı. Çok fazla çocuk olduğundan bazı oyunlara katılmak bir ayrıcalıktı. Oyunlarda kullanılan araç ve gereçler önceden özenle hazırlanır ve korunurdu,örneğin sürekli zil gelen bir saka(aşuğ) korunurdu,moziklerin uçları eğeyle düzlenip sivriltilirdi.

İnce ve kalın teller kullanılarak oyuncak arabalar yapılırdı . Bunlar her model ve tipten bazen kamyon,bazen taksi, bazen pikap şeklinde olurdu. Üzeri renkli kablolarla sarılır uzun bir direksiyon ile kontrol edilir ve yarıştırılıdı buda çocukların yaratıcılığının tipik bir örneğiydi.

Yırtılınca atılan otomobil tekerleginden çıkarılan ince siyah çemberler,ön kısmı çatal şeklinde yapılan bir telle çevrilir ve yarışlar yapılırdı.

Genç kızların ve kadınların uzun kış gecelerinde kendi aralarında keyifle oynadıkları ''Yüzük oyunu'' da vardır.

 

YES YES

 

Mahallede özellikle belli bir yaş gurubunun bir araya geldiklerinde gülerek bazende öğünerek anlatıkları dünyada bir örneği daha olmayan  bir olay var ki oyun mu kavga olduğu belli değil adına ''YES  YES '' dedikleri komşu mahallenin gençleriyle karşılıklı yes yes diye bağrışıp taşlar atarak  birbirlerini  kovalamaları  planlar  yaparak  birbirlerini  kıstırmaları,cam  kırmaları,  kafa kırmaları sıkı kavgalar yapmaları anlaşılır gibi değil. Nerdeyse kafasında kırık olmayan genç yokmuş o dönemler.

Yaşı ellibeşin üzerinde olanlardan kime sorsam mutlaka kafasında bir kırık gösteriyor ve yesyes'den kaldı diyorlar tabiki bu oyun aslında birazda gövde gösterisine dönüşür ve kapışırlarmış. Güçlü  kuvvetli  ve  kol  sapanıyla  iyi  taş  atanlar  seçilir  hazırlıklı  gidilirmiş,özellikle  Ambar mahallesinin gençleriyle her zaman kozlarını paylaşırlarmış,bazen onlar kovalar bazende bizimkiler. Bu yıllarca sürmüş şimdilerde her iki mahalle yaşlıları özlemle birbirlerini nasıl kovaladıklarını anlatarak gülüşürler hangi düşünce ile yaptıklarını bulmaya çalışırlar ama buldukları belli bir şey yok gibi sadece hep kendilerinin baskın geldiklerini ve kazandıklarını söylerler.Kemal özberk Cemal Bölek'linin de içerisinde bulunduğu gurup işin tadını kaçırıp rastgele evleri taşlayıp camlarını kırmışlar şikayet edilince o zamanın komutanı Fikri paşanın emriyle ceza olarak bir gece askeri karakolda bekletilmişler.

Bu olayı tüm mahalleliden dinledim,daha çok şeyler anlattılar, Her halde dünyada bir benzerinin daha olmadığını sizlerde anlamışsınızdır şöyle ki gençler toplanıyor ,ellerinde taşlar kol sapanları hiç tanımadıkları evlerin camlarını kırıyor ve o mahallenin gençleriyle''yes ulan yes''diye bağırarak kavgaya tutuşuyorlar, kafalar, camlar kırılıyor ama orada kalıyor,birkaç gün sonra yeniden devam yıllarca  devam  eden  bu  olay  anlaşılır  gibi  değil  işin  güzelliği  kavgalar  kine  dönüşmüyor arkadaşlıklar sürüyor, şimdilerde birbirlerine anlatarak övünüyor ve gülüşüyorlar. Helal olsun onu yaşayanlara ömürleri uzun olsun ve her zaman anlatsınlar. Bu kitabı yazarken bir ara adını''Yes Yes''koyayım diye de düşünmüşümdür.

MEMİ

 

Bu oyun misket (bilye ) in bilinmediği dönemlerde oynanarak bir anlamda metal cam ve plastik bilyelerin bulunup oynanmasına kaynak teşkil etmiştir.

Oyun yere çizilen iç içe üç adet dairenin içerisine Arının dışkısından yapılan yeşil renkli biraz sert  hamur kıvamındaki ''EGİR''in yuvarlak misketler haline getirilerek      belirli bir mesafeden dairenin içerisine yuvarlatarak oynanırmış. Oyuncular önce ellerindeki eğirden birer parça direnin içerisine yatırır. Orta daireye en yakın atan bütün eğirleri kazanır,oyun böylece devam eder.

Şimdilerde  ana  sınıfı  ve  kreşlerde''Plastirin''  adı  verilen  hamur  maddeyle  çeşitli  şekiller yaptırılarak çocukların el becerileri ve yaratıcılık yönlerinin gelişmesi sağlanmaktadır, Mahalle eğir ile  oynadığı oyunla bu sisteme de kaynak olmuştur.

 

KÖROĞLU KALEDEN ÇIKTI

 

 

Bu oyun mahalle gençlerinin yaz akşamları oynadığı oyundur, Karşılıklı iki grup yapılır sayılar eşitlenir, kura çekimi yapılır ve kayıp eden taraf kalede kalır, kale genellikle bir sokağın başlangıç köşesi olarak seçilir, Diğer grup kalede kendi arkadaşlarından sesi gür olan birini bırakarak uzaklaşır ve saklanırlar.

Bir süre sonra kaledeki gruptan birkaç kişi ve kalede kalan diğer grubun bir elamanıyla saklananları aramaya başlarlar, ararken arkadaşlarını uyarmak için kalan kişi sürekli olarak''KÖROĞLU KALEDEN ÇIKTI'' diye bağırarak aradıklarını bildirir,kaleden uzaklaştıklarına emin olan grup fırsatını bularak geri gelir,orada bulunanları hırpalamaya başlar ve taciz ederler, kaledekilerin karşılık verme şansları yoktur ayrıca bağırmalarıda yasaktır, bu olay saklananların yakalanmalarına  yani  arayanlar  tarafından  görülünceye  kadar  devam  eder,  yakalanınca  yer değiştirilir.

Bu oyun bir anlamda strateji ve kalenin askeri anlamda korunması oyunudur,gençlerde koruma, saklanma, dayanıklılık, ve arayarak bulma güdüsünü geliştirir. Yaz akşamlarının neşeli oyunu olarak uzun yıllar oynanmış olup şimdilerde unutulmuştur.

 

AŞUĞ

 

 

Küçük baş hayvanların ayak bileğinden çıkarılan Z harfine benzeyen kemik parçasına denir, üst kısmına zil, alt kısmına tam, yan kısmına eşek denirdi.   Üzerinki et parçaları iyice temizlenerek özenle hazırlanırdı, bazen de orta kısmına eritilen kurşun doldurularak yere iyi oturması sağlanırdı, iyi olanına ‘'Sakka'' denirdi.Boy standardı yoktu. Özellikle sonbaharda oynanırdı çünkü mahalleli kış hazırlıklarına başlar ve kışlık kavurmalarını yaparlardı* yani küçük baş hayvanları keserken çocuklara aşuğ çıkartırlardı.

Yere tüm oyuncuların dizeceği ceviz veya aşuğ dizmesiyle oynanırdı. Bir hizaya dizilen cevizlerden makul bir uzaklığa bir çizgi çizilir .Bir ebe seçilir,ebe seçimi aşuğların  baş ve işaret parmağı arasında döndürüldükten sonra yere atılan aşuğlardan ilk zil getiren ebe olurdu. Sıra ile çizgiden cevizlere aşuğ atılırdı sıradan ceviz çıkaran alırdı  vuramayan bir ceviz eklerdi hiç vuran olmazsa ebe yerdekileri alır ve herkes birer ceviz daha yatırır böylece oyun devam eder cevizi biten oyundan çekilir,kazanan ceplerini doldururdu. Fazla cevizi olan para karşılığı ceviz verirdi, oyuna gelen evdeki ceviz küpüne mutlaka bir uğrardı. Oyundan sonra toplanan cevizler kırılarak yenirdi.

Bu zevkli ve iddialı oyunda artık unutulmuş ve oynanmamaktadır. Bir ahenk içinde oynanan oyunda çizilen çizgiye ayak basana''Borige bastın'' denir ve cezalandırılırdı:

 

MAMIN ELLE

 

Bu oyunda bir grupla oynanırmış, oyuna katılanların her birinin küçük bir sal paçası olurmuş( sala Mam denirmiş ), ortaya bir dire çizilip yaklaşık beş metre uzaktan ellerindeki salları dairenin içerisine  atmaya çalışırlarmış. Daire içerisinde bir ebe olurmuş, salını daireye atanlar kazanır. Serbestce     gider salını alıp,gelirmiş. Atamayanlar ise ebeyi oyalayarak sallarına ayak basmak zorundaymış,ayak basanda ellerini kullanmadan ayaklarının kenarıyla Salı ayagının üzerine alıp havaya atarak tutmak ve ebeden kacarak arkadaşlarının yanına gelmek zorundaymış kaçarkende ebeye yakalanmaması gerekirmiş. Eğer ebe ona dokunurasa yanarmış bunu başaran tekrar sıraya girme hakkı kazanır yapamayanlar ise ebe olurmuş,keyifle oynanan güzel oyunlardan birisidir.

 

MILLA POTİK

 

Mılla potik mahallede bir zamanlar özellikle sonbaharda yağmurların yağmaya başlaması ile birlikte sıkça oynanan oyunlardan birisi olup şimdilerde oynandığına pek rastlanmaz.

Sonbaharda mahalledeki gençler yağmur yağarken ceket ve pantolon giydirdikleri bir ağaçtan yapılmış uydurma bir mankeni yanlarına alarak evlerin kapısını çalarak hep birden şu tekerlemeyi söylerler ,

 

Mıllapotik ne ister, Allah'tan yağmur ister,

 

Ev sahibi cevap verir, Bizden ne ister,

 

Çocuklar ihtiyaca göre toplanan yiyeceklerden pilav pişirmeleri için

 

Küpten Bulğur ister, Ciniden yağ ister, Tenekeden kavurma ister, Külekten tuz ister.

 

Evin sahibi o yağmurlu havada gelen çocuklara istenen malzemeyi getirmek üzere içerye girer,geldiğinde çocuklara ya istedikleri malzemeyi verir veya bir kova suyu üzerlerine serperek şaka olsun  diye  geri  çevirir,genelde  önce  suyu  serper  sonra  da  malzemeleri  verirlerdi,,  sonun  da topladıkları yiyeceklerden kavurmalı pilav yapılır afiyetle yerken bir taraftanda ıslak hallerine bakarak gülüşürler, topluca türküler söylenir ve dağılırlar.

 

Not : Bu derlemeyi ilk defa1993 yılında   Canakkale de Tarım Koperatifi Müdürlüğü yapan arkadaşım Yusuf Eroğlu'nun istegi üzerine yazmış kendisine göndermiştim.

 

GÜVERCİN TAKLASI

 

Mahallenin düz ve geniş bir alanında genelde zeminin otlarla kaplı olması tercih edilir. Bir sakatlık olmasın diye, yirmi kadar genç bir araya gelerek oyuna başlarlar. Önce her oyunda olduğu gibi seçim yapılır,sona kalan dört kişi cezalı olur ve yatarlar, iki kişi sırt sırta dönüp öne doğru eğilirler,diğer ikiside başlarını eğerek onların bacaklarının arasına sokarlar,yani yanları boş olan bir masa  şeklini alırlar. Sayışmada ilk çıkan ebedir ve oyun onun direktifiyle başlar ,ebe geriden hızlanarak koşar ve yatanların üzerinden bir takla atarak öbür tarafa geçer, bunu diğer sıradakiler izler ,takla atamayan veya düşen yanar ve yatan birisiyle yer değiştirir. Ebe her geçişte değişik şeyler söyler diğerleri bunu tekrar eder şaşıran yanar, bazen de kayaya mektup diye yazar ve yatanlardan birinin arkasına pul gibi yapıştırır diğerleri tekrarlar yanan yatar ve böylece oyun devam eder, zevkli ve spora dayanan bu oyun çok sık oynanırdı. Bu oyunu anlattıkça içim içime sığmıyor. Şu an imkan olsada o arkadaşlarla yine oynayabilsek diye düşünüyorum, sırtımıza yumrukla vursalar da acıyı hissetmez yine de eğlenerek oynardık.

 

ÇELİK ÇUBUK

 

Düz ve geniş bir alan seçilir,yere küçük bir çukur açılır,iki ucu sivriltilmiş bir ağaç parçası çukurun üzerine konur,birde sopa vardır, yine sayım yapılır sona kalan çukurun başına gelir elindeki sopayla küçük parcayı havalandırır ve vurur. Mümkün olduğu kadar uzağa atmaya çalışır, bu parcayı havada yakalayan kazanır, yakalanmazsa, ebe elindeki sopayı yere yatırır küçük parçayı alan oradan yerdeki sopaya vurmaya çalışır ve oyun devam eder.

 

YÜZÜK OYUNU

 

Uzun kış gecelerinde bir araya gelen kadınlar hoşça vakit geçirmek ve biraz da eğlenmek için sıkça oynadıkları bir oyundur. Bir tepsi üzerine orada bulunan ve oyuna iştirak edenlerin sayısı kadar fincan konur ev sahibi tarafından fincanlardan birinin içerisine bir yüzük konularak sırayla teker teker fincanları kaldırmaya başlarlar. Yüzük bulunan fincanı kim kaldırırsa onu ceza verirlermiş , verilen cezalar ilginç ve güzeldir. Örneğin, tavana bir iple soğan bağlanır ve cezalı kişinin ağzıyla bu soğanı zıplayarak ısırması istenirmiş, yine cezalının sokağa çıkarak yüksek sele ''Atlılar atını,İtliler itini toplasın bu gece bütün kemikler benim'' diye bağırması istenirmiş, oturulan odanın dışında yarım saat kalması, Şarkı türkü söylemesi gibi cezalar verilir oyun böylece devam edermiş.

 

MOZİK ( TOP )

 

İlkbaharla birlikte kış boyu içeride kalan gençler biriken enerjilerini atmak için yavaş yavaş sokağa çıkmaya başladıklarında oynanan zevkli bir oyundur.

Ağaçtan yapılan mozik ucunda falçata çivisi ve kırnap denilen ipi ile birlikte mahalle bakkalında satılırdı. İpin bir ucu düğüm yapılarak,sağ elin orta parmağına geçirilerek ipin ucu moziğin çivisinden itibaren özenle sarılarak baş parmak ve işaret parmağı arasına sarılır,sıkıca tutularak yere doğru atılır , yere düşen mozik kendi çevresinde dönmeye başlar.

Mozik oyunu orada bulunan  moziği olan oyuncuların katılımı ve kura çekimiyle başlar kurada kayıp eden moziğini düzgün bir alanda yere koyar diğerleri sıra ile elindeki moziği yerde yatan moziğin  üzerine  çevirir  vurmak  şarttır. Yerde  dönen  moziği  avuçlarını  açarak  parmaklarının

 

arasından avuç içine alarak ta üzerine vurabilirler vuramayan veya moziği yerde dönmeyen yanar ve yere yatar oyun yeniden başlar devam eder.yerde uzun süre kalan mozik diğer moziklerinin çivisine maruz kalır ve yara alır, iyi vuran övünür , yara alan ise üzülür, sevinenler mozik dönerken'' Kınalı Kaytan''diye sevinerek naralar atar.

Şimdilerde oynandığına rastlamadım. Bizler oynarken mahallenin yaşlıları da heveslenip bazen katılırlardı. Uzun süre yara almayan ve kırılmayan mozikler milli sayılırdı.  Mozikler evde itinayla boyanır çivisi, eğeyle sivriltilirdi.

Mahalle de bu oyunu Onan isimli bir ermeni arkadaşımız çok iyi oynardı.

 

KARPİT PATLATMA

 

Aslında çok tehlikeli olan bu oyun zaman zaman oynanmasına rağmen ailelerin kızmalarından dolayı gizlice oynanırdı. Boş bir arsada yere bir kuyu kazılır ve içerisine su konulur, suyun içerisine bir miktar karpit konulur ve üstüne bir konserve kutusu konulur, kutunun üst kısmına çivi ile bir delik açılmıştır, uzun bir sopanın ucuna kağıt parçası sarılır ve kibritle yakılır. Bu yanan kağıt parcası kutunun üzerindeki deliğe doğru uzatılır. Bunu yapan kimse yere yatar ve kendini korur, ateş kutunun üzerine tutulunca bir patlama olur ve kutu elli yüz metre yukarıya doğru fırlar , en yükseğe çıkaran övünürdü.  Çocuklar  için  sakıncalı  olan  bu  oyun  çok  tehlikeliydi.  Zaman  zaman  kazalar  da olmaktaydı.

 

 

 

UNUTULMAYAN MAHALLE SAKO   AHMET BULUT

 



Aşağıdaki formu doldurak Yorum Yapabilirsiniz

MUSTAFA PAŞA MAHALLESİ ( SAKO - SEKO )

En Çok Okunan Haberler

ANKET

Kampanyamızı Nasıl Buldunuz





Tüm Anketler

Tüm Hakları Marmara Elazığlılar Derneği'ne Aittir. Acıbadem Caddesi Gayretli Sokak Demirciler Apt No:20/2 Daire 8 Acıbadem-Üsküdar/ İstanbul (E-5 Karayolu Üzeri Acıbadem) 0216 34 000 23
RSS Kaynağı